DETAY

YAŞAMIN SIRLARI



YAŞAMIN SIRLARI

Yaşam Nedir ? Dünyaya gelen insanın nefes alması mı ? Yoksa dünya keşmekeşi içinde yaşam mücadelesi vermek için dünyaya yeni bir insan gelmesi mi?

Peki yaşam öncesinde yaşamış olma ihtimalimiz nedir? Acaba, yaşamış olabilir miyiz?

Mükemmel bir sistem ile anne karnında oluşumumuzu tamamladıktan sonra ki bu oluşum evrelerinden sonrada müthiş bir sistem içine girmiyor muyuz?

Her canlının dünya içinde yaşamı boyunca yaşadıkları, benzer özellikler göstersede, belli başlı durumlarda birbirinden ayrılır. Hani deriz ya bazı kimseler için “aynı bana benziyor hayatı veya yaşadıklarımız ne kadar birbirine benziyor”. İnsan ve diğer tüm canlıların yaşamlarında benzer olaylar ve konular birbirlerine uyumlu olsa da, farklılıklar vardır. Her karıncanın farklı bir özelliği olduğu gibi diğer tüm canlılarında aynı türden olmalarına rağmen öz özelliklerinde ayrılıklar vardır. İnsanlar, çeşitli karakter yapılarına sahip bedenli varlıklardır. Dünya içinde, yaşayan tüm bedenli ve bedensiz, canlı ve cansız varlıkların iki ortak kaderi vardır. Doğmak ve Ölmek’ tir.

Yani, bir sistem içinde var olduk, bir sistemin “içine” doğduk dediğim gibi, bu sistemin belli, bambaşka sırlarla dolu özellikleri var. Bir çok ayet vardır ki; Yaratıcı tarafından yaratılan özellikle insan için yazılmış kutsal ayetlerden birinde, “Sizi dünyada halifeler yapmış olan O’dur.”(Enam, 6/165), buradaki halife sözcüğü ile Kutsal Kitaplardan sonuncusu olan Kuran-ı Kerim’de de insanoğlunun yaratılmış tüm varlıkların üzerinde olması, yaşadığı yeryüzünde, yaratılmış herşeyin insanoğlu için yaratıldığına dair bilgileri ele aldığımızda biz! insan olan bizlerin amacı nedir? Neye hizmet ederiz?

İnsan neden bu kadar önemsenmiş neden bu kadar yüceltilmiştir, bunun birçok sebebi elbette ki var. Önemli birincil sebep; Beyin organına sahip olmamız, düşünebilme özelliğimizin olmasıdır.

Beyin ve kalp üzerinde kurulu bir düzen vardır. Beynimizi ne kadar doğru düşünceler için kullanır, kirli düşüncelerden temizler yanlış şekillerde kullanmaz isek, kalbimiz de beynimiz ile arkadaş olacaktır. Birlikte hareket etmeleri sağlanacaktır.

Doğum anında her insanın almış olduğu farklı etkiler ile Yaratanın dilediğine dilediği şekilde az yada çok vermiş olduğu bazı özellikler vardır. Bu özellikler ise her kişinin kaldıracağı ölçüdedir…

Çoğu zaman bir çok kişinin dilinden duymuşuzdur “bıktım, artık dayanamıyorum evet herkesin bir dayanma gücü vardır değil mi peki sizler bıktığı için yada dayanma gücünü yitirdiği için eceli ile ölen bir kişiye tanık oldunuz mu? Şahsen ben olmadım…

Hz.Adem (a.s) ilk insan olan atamızdır. Topraktan yaratılmıştır. Sonra ki insan ırkı bu yüzyıla kadar gelmiştir.

Ayette belirtildiği gibi dünyada hizmetimize sunulan tüm yaratılmışlar insana hizmet için yaratılmıştır, baktığımız zaman toprağa farklı ruhani yapıya bürünürüz, hele ki yağmur sonrası toprağın kokusunu sevmeyenede şuana kadar tanıklık yapmadım, masmavi gökyüzüne baktığımız zamanda başka bir duygu girer gönlümüze, yaprağın yeşiline baktığımızda başka oluruz, göle baktığımızda tadımızın rengi değişirken, bir şelaleye baktığımızda içimizdeki coşkunun tadı artar, deniz ile okyanus aynı su gibi görünse de okyanus başka bir his oluştururken, deniz daha başkadır. Akarsuda değişir ruhumuz dalar gideriz, göle baktığımızda dinginleşir ve sadeleşir şelalede coşar,okyanusta derinleşir , denize baktığımızda bir dalgalı coşkulu bazen de huzur dolar ruhumuz…

Adı su olan ve sıvı halde olan, içtiğimiz suyun şekilleri değiştiğinde bunca hisleri acaba neden yaşıyoruz? Bundan başka, hayvanlar bitkiler böcekler ve bedensiz varlıklar ve bunların yaşam amaçları ayrıca özellikleri de var değil mi? Saymakla bitirebilir miyiz gönlümüzdeki his çeşitlerini, herkes temelde aynı hisler ile dolarken, bazı kimseler aynı hisseleri o kadar yoğun yaşayamaz, bazı kimseler yeşili yeşil maviyi mavi olarak bile göremeyebilir çünkü bazı kimseler sadece griyi görür herşey ve her renk onlar için sadece griden ibarettir.

Evet, yukarıda saydığım daha sayamadığım bir çok etkende gözlerinizi kapattığınızda ne hissediyorsunuz…işte hissettiğiniz duygu kadar, ya psişiksiniz ya spiritüel..

Kalp ve beyin arasındaki iletişimden bahsettim, kimi insanlar vardır ki beyni ile birşey düşünür aynı şeyi kalbi ayrı hisseder yüz mimikleri bambaşka olurken, dilinden hiç birini onaylamayan bir cümle çıkar .

İnsanların enerji gücü kişinin derinliğinin özelliklerine göre derecelendirilir.

İnsanoğlu yaratılış esaslarının önemini ve kendisine verilen nimetlere şükrünü yapıp, yaşamı boyunca doğru olmayı , doğruluk üzerinde durmayı hedef haline getirmiş ise, şaşmadan yanılmadan bilinçsiz olduğunda bile! Yanlışa hayır derse ki; diyeceksiniz ki bilinçsiz olduğumda nasıl doğruyu yapacağım ki, örneğin rüya bilinçli yada bilinçsiz görünen yarı ölüm hali yaşanılarak farklı ama bize yakın ışık ötesinde yaşanılan eylemlerdir tamamen kendimizin dışında olan kendimizi görürüz. Peki rüyanızda size bir kötülük yaptırmaya çalışmış olan kişilerden o rüya aleminde olmanıza rağmen, başka bir yere kaçmadınız mı? Yoksa kötülerin ve kötülüğün içinde sindiniz mi …Eğer kaçıp gitti iseniz doğrunun yanında olan, yanlışa karşı çıkan, mazlumun karşısında eğilen, zalimin karşısında dikilen güçlü bir yapınız var demektir gerçek hayatta. Demek ki kişiler bilinç dışında iken bile gerçek yaşantısında (beden ve ruhun temasının bütünleşik- bilinçli) hangi karakteri yoğun yaşıyor ve uyguluyor ise o doğru düşünce tarzı ve karakteristik yapısı radikalde ne ise kesinlikle emin olun ki bilinç dışındaki yolculuğunda kendi radikalinden ayrılmayacaktır. Bilinç dışı olduğu zamanlarda da aynı karakteri sergileyebilir.

Her bir insanda farklı özellikler olduğu gibi bazı psişik durumlar ya doğuştan yada zamanla ortaya çıkabilir. Psişik özellikleri önemle incelemek gerekir. Çünkü, kişilerde var olan doğuştan verilmiş özellikler vardır, şunu dediğinizi duyar gibi oluyorum, bende hiçbir özellik yok ki..hayır var!  fakat sen bunun farkında değilsin, eğer sana verilmiş özellikler olmasaydı yukarıda yazdığım doğa da var olan varlıklara baktığınızda farklı bir his ve bütünleşik bir ruh hali yaşamazdık.

Ama az ama çok belki de bende hiçbir şey yok diyende, kendini çok özellikli olarak adlandırmış olan kişi ya da kişilerden daha fazla özellik ve yetenekler vardır. Aralarında ki tek fark biri fakında olmuş geliştirmiş bilgi edinmiştir diğeri ise farkında olmamış bir yaprak gibi hayatın içinde rüzgar nereye sürüklediyse oraya konmuştur, hislerini ve kendini tanımak istememiş, kendinden kaçıp uzaklaşmış veya kendinden korkmuştur. O yetenek ve hisler eğer kişi tarafından korku ile karşılanırsa kişi bir müddet sonra hafızasında gerçekte var olan ama yanında olmayan, bir varlık oluşturur beyninde ve ondan korkmaya başlar fakat esasen kaçış planı yaptığı şey kendisinin ta kendisidir.

Bedensiz varlık temaslarına burada değinmeyeceğim, sadece şunu belirtmek isterim ki; doğum anından insanlığa öyle bir organ ve organlar verilmiştir ki eğer bunları tanır doğru yolda ilerler isek, varlığımızın bütününe ulaşır ulaştığımızda esasen yok olduğumuzu anlayacak kadar da mantığa sahip oluruz.

Kimi insanlarda az yada kimilerinde çok olmak üzere verilmiş özelliklerden birden fazlasına aynı anda sahip olan kimselerde bulunmaktadır.Unutulmaması gereken bir durum vardır ki Özel olan sadece Yaratıcının kendisidir. Bizler dişimiz ağrıdığı zaman, eli ve ayağı olmayan bizden onlarca kat küçük olan bir küçük diş tarafından yerlerden yerlere kendimizi atacak durumlara gelebiliriz. Dolasıyla bu özellikler ve fazlası yaratıcının özellikleri olup, insanlara az yada çok yani sadece kaldıracağı ölçüde bahşeden de kendisidir. Yani insan eğer kullanmasını ve görmesini bilirse bir Halife olacaktır. Eğer yeteneklerinden kaçıyor yada kendisini tanımak istemiyorsa damarlarından sadece kan devaranı sirküle olan bir et parçası olarak kalacaktır.

Spiritüel alana ben spiritüel kozmik çember ifadesi ile yaklaşırım, çünkü bir çemberin içinde bir tur atıldığında aynı çemberde atılacak ikinci ve diğer binlerce tur aynı özelliklere sahip olmayacaktır. Çember aynı görünür, tıpkı uzayda henüz bilim adamların fazla ilerleyeme cesaret edemedikleri ve yine Kutsal Kitapta belirtilen gökyüzü ve 7 kat semanın kozmos sırları gibi sırlar ile doludur.

Almış olduğumuz tüm etkiler , doğum anımızda kazanımlarımız, karakteristik özelliklerimiz ve karakterin sırları ve kodları ruhun kodları ve yaymış olduğumuz enerji aynı zamanda enerjimizin hem değişken olan ama temelde gerçek renginin özellikleri, yaşam amacımız, vücudumuzda ki organlar ve onların gizli sırları madde ve madde ötesi , ışık sisteminde ki dalgalanmaların üzerimizde oluşturduğu etkiler, enerji dalgaları kayma gösterdiğinde kaderlerde ortaya çıkan değişimler ve hepsinden etkilenen etki altındaki İNSAN…